Müzik ve Mimarî: Sedefkâr Mehmed Ağa Tecrübesi

[Müzik ve Mimarî: Sedefkâr Mehmed Ağa Tecrübesi]

BİSAV | Sanat Araştırmaları Merkezi
Kırkambar Sohbet

5 Eylül 2015 Cumartesi 15:00
Araştırma II Salonu

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi Kırkambar Sohbet etkinliği kapsamında 5 Eylül 2015 Cumartesi günü mimar-müzisyen Celâleddin Çelik’i misafir ediyor. Celâleddin Çelik’ten “Müzik ve Mimârî: Sedefkâr Mehmed Ağa Tecrübesi” başlıklı bir sunum dinleyeceğiz.

Goethe'nin meşhur 'mimarî donmuş müziktir' sözüne, donmuş değil, bilâkis basbayağı akışkan bir müziktir itirazı ile karşılık verebiliriz. 'Ve dağların (bile) bir yürüyüş yürüdüğü' gibi mimarlık da müziğin belki taşlaşmış değil, hacim kazanmış, somutlaşmış hali olmalı. Çünkü müzik sanatlar içinde en soyut(abstract), mimarlık ise skalanın diğer ucunda, en somut (concrete) olanı. Kadim Yunan'da bu skalanın bir ucu poiesis, diğeri tekhne olarak nitelenir. Akıl ve duygu dünyasıyla yapılan poiesis'e şiir, felsefe vb. ile beraber müzik dahil iken, el ile yapılan işleri niteleyen tekhne ise mimarîyi kapsar.

Büyük bir mimar olarak tanıdığımız Sedefkâr Mehmed Ağa, aslında sanat hayatına müzikle başlamıştı. Hasbahçe'de başlayan müzik macerasının bitmesinden sonra hendese, sedefkârlık ve mimarlıkla tanışan Ağa Hazretleri'nin macerasından hareketle, müzik ve mimarlık ilişkisini konuşacağız.